Muz yetiştiriciliğinde toprak pH’sı ve toprak tuzluluğu çok önemlidir. Muzun ideal pH isteği 6’dır. Ama 4,5 – 8,5 arasındaki pH’larda yetişebilir. Akdeniz bölgesinde toprak kireçli bir yapıya sahip olduğu için genel olarak pH 7 ‘ nin üstündedir. Topraktaki tuzluluk, taban suyu yüksekliğinden, yeraltı suyu özelliklerinden, kullanılan organik gübre ve mineral gübre özelliklerinden kaynaklanmaktadır.
Organik gübreleme:
Muz bitkisinin topraktaki organik maddeye oldukça yüksek oranda ihtiyacı vardır. Organik maddenin, bitki besin elementleri ve özellikle azot yönünden topraktaki etkisi büyüktür. Bunun yanında toprakların fiziksel ve biyolojik özelliklerine yaptığı katkı bakımından da önemlidir. Organik maddenin ayrışması sonucu ortaya çıkan karbondioksit ve organik asitler, toprakta bulunan besin maddelerinin bitkiler tarafından alınabilir hâle dönüşmesini sağlarlar. Ayrıca toprak ısısını bitki gelişmesi açısından daha uygun bir düzeyde tutar, ağır bünyeli toprakların havalanmasını ve kolay işlenmesini sağlar.
Havalanmanın etkisi ile bitkilerin kök sistemi iyi gelişir. Topraklardaki mikroorganizmaların çoğalma ve aktiviteleri için gerekli olan besin, nem, reaksiyon ve havalandırma gibi faktörleri uygun duruma getirir. Toprağa, bitkiye ve mikroorganizmalara, mineral gübrelerden daha az yabancı olması nedeniyle bitkilerin hastalık ve zararlılara olan dayanıklılığını artırarak ürünün kalitesini yükseltir. Topraktaki organik madde içeriği ortalama % 5 oranında olmalıdır.

Mineral gübreleme:
Muz bitkisi hem yeşil aksamının gelişme döneminde hem de meyvenin gelişme döneminde yoğun şekilde besin isteyen bir bitkidir. Muz yetiştiriciliğinde sadece organik gübre uygulaması yeterli değildir. Ek olarak mineral gübre uygulaması da yapılmalıdır. Mineral gübre olarak özellikle azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gübrelemesinin yapılması gereklidir.
Azot (N):
Muz bitkisinin özellikle yeşil aksam gelişmesi için azot gereklidir. Yavru bitkilerin gözüktüğü ve büyümenin başladığı ilk üç ay içerisinde azot çok önemlidir. Gelişmenin başladığı ve atak hâline geçtiği ilkbaharın ilk aylarında çok fazla azot kullanır. Bu dönemde hayat dönemi boyunca kullanacağı azotun büyük bir kısmını kullanır. Eğer azot ve potasyum oranı çok uygun ise elde edilecek salkım daha fazla olacaktır. Uygulanacak azot miktarı gereğinden fazla ise tam oluşmadan kırılacakları için salkım kaybı olur. Bu kayıp, fosfor uygulamasının fazlalığı hâlinde daha çok olur. Azot eksikliğinde bitkinin tamamında açık yeşil, sarı renk görülür, yaprak damar ve sapları pembemsi renk alır. Bitki büyümesi zayıf, yaprakları birbirine gayet yakın olup bitki çalımsı bir görünüş alır. Nitrat azotu, soğuk hava ve düşük toprak sıcaklığında bile bitkiler tarafından alınabilir.
Aşırı azot belirtilerinde gövdenin sertlik durumu azalır. Taraklar ve salkımlar arasında normal dışı mesafeler oluşur. Meyvelerin depolama ve taşıma özeliği düşer.
Fosfor (P):
Muzun fosfor ihtiyacı, azot ve potasyuma göre daha azdır. Ancak kök gelişimi ve bitki besin maddesi alım kapasitesini artırarak salkım oluşumunu güçlendirmek ve tarak sayısını artırmak yönünden çok önemlidir.
Subtropik iklim koşullarında fosforun alımı, oldukça geniş zaman aralığında gerçekleşir. Muz yetiştiriciliğinde bu elementin eksikliğine kolaylıkla rastlanmaz. Eksiklik belirtisinde yaprak kenarları ölerek testere dişi görünümü alır. Rizomlu yaşlı gövdeler veya büyük pinçler dikildiği zaman bünyelerinde bulunan fosfor ile uzun bir zaman beslenmelerini devam ettirirler. Fosfor yeteri kadar ortamda varsa tarak sayısı ve dolayısıyla her taraktaki parmak sayısı artmaktadır. Ama fazla miktardaki fosfor uygulamaları da
parmakların oluşmasına ters etki yapmaktadır.
Ortamdaki fosfor fazlalığı, hem tarak sayısını azaltmakta hem de taraktaki parmak sayısını azaltmaktadır. Bitkilerin fosfor alımını, magnezyum düzeyi de önemli ölçüde etkilemektedir. Düşük düzeyde magnezyum, fosforun kökten alımını önemli ölçüde azaltarak fosforun yukarı taşınmasını engeller. Bitkinin fosfor ihtiyacının en fazla olduğu doğumdan bir, bir buçuk ay önceki döneminde, bitkinin fosfor ihtiyacının yeterince karşılanması, tarak ve parmak sayısının artmasını sağlayacaktır. Bölgemizde genellikle 11-12 olan tarak sayısını 15-16’ya çıkarmak, fosfor ihtiyacını zamanında ve yeterince karşılayarak mümkün olabilir.
Fosfor noksanlığında; yapraklarda mavi, mor renklenme, aşırı durumlarda hem ana hem de yan bitkilerde bitki yapısı zayıflar.
Potasyum (K):
Muz bitkileri için çok önemlidir. Özellikle salkım oluşumu ve gelişimi için gerekli bir besin maddesidir. Potasyum bitki büyümesini çabuklaştırır ve verimini artırır. Yeterli potasyum ile beslenen bitkilerde salkım ağırlığı artar. Parmaklar daha büyük olur ve meyvenin pazarda daha uzun süre dayanmasını sağlar, hastalık ve zararlılara dayanıklılık artar.
Potasyum, bitki metabolizmasında fotosentez sonucu elde edilen ürünlerin faydalı olacağı bölgelere taşınmasını sağlar. Su dengesini ayarlar. Potasyum, azot ile birlikte ürünü artırır ve düzenli meyve tutumu ile olgunlaşmasında önemlidir. Potasyum muz bitkisinin büyümesini çabuklaştırır ve verimini artırır. Bu besin maddesinin uygulanması ağır salkım, daha fazla tarak ve daha büyük parmak oluşumunu sağlar. Meyve kabuk oranı değişmemekle beraber kabuk daha kalın olacağı için depolanma ömrü uzun olur. Eğer azota oranla fazla miktarda potasyum uygulanmışsa meyvenin zamanından önce olgunlaşmadan sararmasına neden olur.
Potasyum eksikliğinde son haftalarda sık karşılaşılan uçlardan başlamak üzere yapraklar sararır. Bu sararma o kadar hızla gelişir ki çoğu zaman uçtan başlayarak yaprağın 2/3 ‘ü ölür. Çok az potasyum alan bir bitkinin meyveleri şekilsiz olur. Böyle bir salkımda çok az sayıda parmak oluşur. Çiçeklenme zamanında iklim koşulları uygun olmaz ise yine bu gibi salkımlar oluşur.
Ca ve Mg fazlalığı K’nın alınmasına engel olur. K fazlalığı ise Mg yetersizliğine yol açar. Potasyum alımı, bitki yeşil aksam gelişmesi döneminde oldukça yoğundur. Daha sonraki kritik devreler ise çiçeklenme sonrası ve salkımların geliştiği dönemlerdir. Salkımlar, gelişmelerinin son aşamasında bitkilerin diğer organlarından da potasyum çeker. Bu yüzden bu organların erken aşamada potasyum ile desteklenmesi gerekmektedir.

Kalsiyum noksanlığında; yaprak kenarlarına yakın bölgelerde damar arası klorozu, yeni yaprakların çıkış noktasında “spike leaf” denen yapı oluşur. Belirtiler bitkinin hızlı büyüme zamanında ya da yüksek oranda potasyum uygulandığı durumlarda görülür. Meyve olgunlaşma döneminde kabuk çatlaması, meyvenin yamulması salkımdaki diğerlerini de etkiler. Meyve ağırlığı ve çapı azalır. Ayrıca Black Sigatoka (Mycosphaerellafijiensis)hastalığının arttığı görülmüştür.

Magnezyum noksanlığında; yaprak uçlarından ve kenarlardan başlayarak yavaş yavaş sarararak orta kısımları yeşil kalır. Noksanlık dördüncü ve beşinci yapraklarda daha etkilidir. Yaprakların alt kısımlarında K noksanlığına benzer renk değişimleri oluşur.

Demir noksanlığı, genellikle kalsiyum fazlalığı demir alımını engeller. Genç yapraklar tamamen sararır, beyazlar. Eksikliğin ilerlemesi durumunda yaprakta tam sararma sonra da tamamen kuruma görülür.
Kireçli topraklar, toprakta bulunan yüksek miktardaki su ve yüksek oranda mangan içeren topraklar bitkide demir noksanlığına neden olur.
Gübreleme Zamanları:
Budama anında azotun 1/4’ü, fosforun tamamı, potasyumun yarısı verilir. Budamadan 2 ay sonra N’un 1/4’ü, 4 ay sonra 1/4’ü, 6 ay sonra 1/4 ve potasyumun diğer yarısı verilmiş olmalıdır.
Gübre ihtiyaçlarınız için Zambak Tarım hizmetinizde.